Sessiz Sedasız, değil..

Yazar: Pesimist Rapci Tarih: 16 Temmuz 2009 Perşembe - 11:16
"Oğlum, bir iki lokma birşey ye hadi" diyor başımda. Haklı aslında, birşeyler yemeliyim ama hiç içimden gelmiyor ki. "Grev mi yapıyorsun? Küçükken yapmıştın bi kere, 5 yaşındayken, Esra doğmuştu, kardeş istemiyorum diye grev yapmıştın.." Gülümsedim, hoşuma gitti, fakat ayırmadım başımı yastıktan...

Babam geliyor, salondayız, ben kanepeye uzanmış, yüzümü yastığa yapıştırmışım. "Oğlun bugün hiçbirşey yemedi biliyor musun?" diyor yine. Kulaklarımı da kapamak istiyorum ama o kadar büyük bi yastık değil. Yastık... Neyse... "İlk aşk böyledir, insanı yemeden içmeden keser" diyor babam, muzur bi sesle, güldüğünü hissediyorum. "NE!" diyorum ani bi hareketle, yüzüne bakıyorum, gülümsüyor, sonra gözlerime bakmadan başımı yastığa yapıştırıyorum tekrar. "Demek öyle" diyorlar.. "Gidin başımdan.."

TV'deki yarışma programında, yarışmacı harfleri kodlarken, E harfi için "Emine" diyor. Duruyorum, başımı hafif kaldırıp, "Niye Eskişehir demiyor da Emine diyor..." diyorum. Hem az konuşup hem saçmalayınca garip görünüyor tabi insan.

Nasıl uyuduğumu ise hiç hatırlamıyorum (:

***


O değil, dün gece, ayrı bi fiyasko. Saat 2'ye yaklaşıyor. Msn'de Aylin'imle konuşmaktayız. Fakat bi süre sonra, geceleri pc açmama karşı olan annem uyanıyor, direk monitörü kapatıyorum. Her ne kadar farkedilsem de, pek fazla azar yemediğim için mutluyum xD monitör kapalı, fakat msn açık, gülmemek için kendimi zor tutuyorum, monitör kapalıyken pc karşısına oturup yazmaya başlıyorum. Monitörü açarsam PC'nin ışığı odamı aydınlatıcak ve tekrar farkedilcem. Kör, sağır fakat geveze bi insan gibi, yazılanları okumasam da, uzuunca yazıyorum, gözlerim kapalı xD Yazık, Aylin'im de dilsizi oynuyor, o ara neler yazdığını hala bilmiyorum xD Bi yandan gülmemek için kendimi tutuyorum, bi yandan konuşup duruyorum, bi süre sonra da kör bi elveda edip, yüzümde ince bi tebessümle, yatıyorum. İyi geceler melek (:

***


Bazı zamanlarda, süt içmek gerçekten kafa yapabilir. o zamanlarda şirinleri bile görebilirsiniz, o derece

***


O hiç değil de, seviyorum şu annemi (: garip bi kadın. Her ne kadar ben aileme birşeyler anlatmayı sevmesem de, hiçbirşey anlatmasam da; ima yoluyla anlaşıyoruz sanki. Biliyor bişeyler, izin veriyor, her seferinde, "gençsin, gez dolaş tabi" diyor.

Eskişehir biraz daha mı yakın ne (:

***


"Erkekler kızıl saça hayır diyemez" diye düşünen zihniyet, seni kınıyorum. (gayet de hayır)

***


Bi de, bizim apartmanın girişindeki ziller bozuk ya, eve gelecek olan telefondan çaldırıyor, ben anlıyorum. Alışkanlık olmuş. Babam çaldırdığı an kapıya koşuyorum falan. Bazen alakasız zamanlarda otomatiğe bastığım oluyor. Hadi o neyse, ona çözüm bulunur, ya telefonum sessizdeyse, onu düşünün, sabah öyle oldu misal. Telefona baktığımda 5 cevapsız arama görmek, insanı derinden etkiliyor. Telefonu açar açmaz "geldim" diyorum, "nerdesin, 15 dakikadır bekliyoz yauw" diyor bir Samed sesi. İşte o an, gülsem mi ağlasam mı bilemiyorum, vicdan azabım bi yandan, durumun komikliği bi yandan, çok komik bir kriz geliyor bana. Oluyor bu.. xD

**


Gider ayak
Okunası: Hülya ve Cansu'nun blogu. Hala okumadıysanız tabi, okunası, takip edilesi. (yazılarını hala zehra'nınkilere benzetiyorum ama xD) uyarı: yüksek dozda melankoli içerir (:

İzlenesi: Evde onlarca anime dvd'si birikti, şimdi de gidiyorum, nasıl izliceğim meçhul. Yanıma alıyım da, belki Burak'ın PC'yi çalarım ara sıra (masaüstü hemi de).

Dinlenesi: Ankara Underground, VAAaaaaaaaaaaa xD

Gidilesi: 1 aylık uzun bir tatil, pek gidesim gelmese de.. erm, yok ya, aslında, ı-ıh, yok yok.. kalın sağlıcakla (:

***


Sessiz Sedasız Değil.. Bekle Meleğim, Az Kaldı.. (:

NikeL #1

Yazar: Pesimist Rapci Tarih: 26 Haziran 2009 Cuma - 11:17
Yine baş ucumda, parlıyor hafiften, odama giren Güneş ışınlarını yüzüme yansıtırcasına. Her bakışımda huzur verebiliyor, garip bi şekilde, gülümsüyorum. Elime alıyorum, biraz bakıyorum, her ayrıntısını ezberlercesine, dalıp gidiyorum bazen. Bırakıyorum..

N ve L harfleri büyük yazılmış.. (:

Elime aldığımda, aklıma gelen ilk şey, "O'nun da eline deydiği, bir süre önce, O'nun da elinden bırakmadığı" oluyor. Ele ele tutuşur gibi...

Uzun uzun bakınca, aklıma gelen ilk şey, "O'nun da uzunca baktığı, bir süre önce, O'nun da bakıp hayallere daldığı" oluyor. Göz göze bakışır gibi...

O'ndan gelen minik bir hediye bile beni bu kadar mutlu edebiliyorken, O'nu bu denli yaşatabiliyorken, gözlerini bakıp elerini tuttuğumda dayanır mı kalbim..?

1 aydır hiçbirşey yazmamışım, 26 Mayıs blogda en son saçmaladığım tarih (: anlatılacak kadar kısa değildi son 1 ayda yaşadıklarım. Veya anlatamayacağım kadar dolu, yoğun.. (: o kadar güçlü değil kelimelerim, yaşadım sadece, kalbimin bu kadar güçlü, bu kadar büyük olduğunu bilmiyordum, nasıl sığdı bu yoğun sevgi o küçük şeye.. (:

1 aydır uyku düzenim karmakarışık, bazen sabahlara kadar uyuyamıyorum, bazen 1dk içinde uyuyakalıyorum saat bilmeden.. Kalbim çok garip atıyor.

1 aydır bi farklı bakıyorum dünyaya, fazlaca sade, temizlenmiş gibi.

Zehra'yla konuşuyorduk, dediğine göre, 1 aydır beni hiç mutsuz görmüyormuş, tabi bunu geçen hafta demiştir, 1 ay + 1 haftadır beni mutsuz görmüyor diyebiliriz, neyse işte, mutsuz olmamışım hiç (: hatta aynen şöyle bi konuşma geçti aramızda:

-Biliyor musun, ben seni 1 aydır hiç mutsuz görmedim. Eskiden melankolik, pesimist, salak bişiydin..
-Salak? (:

Tabi bu işin şaka kısmı, haklıydı kardeşim, son bir ayda ne kendi kendime dert ettim bişeyleri, ne sevdiklerimi üzdüm, ne de kendim... Yol arkadaşımı bulmuştum ve mutlu bir bedevi olmuştum hayat sahrasında, O'nunla ve yalnız.

Çok özlüyorum bazense. Farkındayım, garip biraz, her dakika konuşuyoruz ve görüşemedik de... Fakat özlem insanın elinde olan bi duygu değil işte. Hoş, hangi duygu irademiz ölçüsünde gelişiyor ki (:

Pek takmıyorum da hiçbir şeyi. Umursamazlık değil, fakat, gözün hiçbirşeyi görmemesi denebilir. Bi öykü vardı, "aşkın gözü kördür, ve ona çılgınlık yol gösterir" diye, onun gibi bişiy olsa gerek (:

Masal gibi..

Öyle garip bişiy işte. İnsanoğlu aşk demiş kısaca (:

Kalbimdeki minik ışığı bulup tüm dünyamı aydınlatan meleğim... Seni çok seviyorum.. (:

Etiketler:

Bir Gece Yarısı #5

Yazar: Pesimist Rapci Tarih: 22 Haziran 2009 Pazartesi - 01:39

Youtube alıntısıdır, boşluk görebilirsin. Link!

Etiketler:

Klasik Şablonlara İzleyiciler Eklentisi

Yazar: Pesimist Rapci Tarih: 06 Haziran 2009 Cumartesi - 08:46
Hala klasik şablon kullanan kaldı mı bilmiyorum ama, benim gibi teması klasik şablonlara uyumlu olanlar Blogger'ın yeni widget'larından (eklentiler - yan menü şeysi - artık türkçesi neyse) yararlanamadı. Hoş, HTML kullanıcıları aynı eklentileri "HTML düzenle" sekmesinden hazırlayabilirler. Ama "İzleyiciler" eklentisini yazabilmek için Blogger'ın her bloga verdiği Blogger ID'yi bilmek gerekiyordu. Uzun zamandır bu eklenti klasik şablonlara nasıl uyarlanabilir diye düşünürken, birgün üşengeçliğimi yenip araştırdım ve www.google.com/friendconnect'i keşfettim. Gördüğünüz gibi, klasik şablon kullanmama rağmen, yan menümde İzleyiciler eklentisi bulunuyor. Yapımı çok kolay ama internet üzerinde hiçbir kaynak veya bilgiye ulaşılamıyor, ben de bu konu üzerine mini bir rehber hazırlamak istedim. Klasik şablon kullanıcıları (kaç kişiyiz xD) buyrun İzleyiciler eklentisi yapımı:

1) Öncelikle google.com/friendconnect sitesine giriyoruz ve Blogger(google) Hesabımızla Login olun. Karşımıza tüm bloglarımızın bulunduğu bir pencere geliyor. İzleyiciler eklentisini eklemek istediğimiz blogunuzu seçin.(Resimleri büyültmek için üzerine tıklayın)


2) Blogumuzun ismini seçtiğimizde aşağı doğru açılan sekmelerden "Members Gadgets" sekmesine tıklayın. Açılan pencerede "Add a Members Gadget" yazısına tıklayın.

3) Gelen sayfada İzleyiciler menünüzün boyutlarını ve renklerini ayarlayacaksınız. Sitenizin yapısına, koyacağınız yere göre boyutları ayarlayın.

4) Düzenlemeleriniz bittikten sonra sayfanın biraz altındaki "Generate Code" sekmesine tıklayın. Google amca size gerekli kodu verecek. Kodu kopyalayın.

5) Kopyaladığınız kodu (yemek programında hissettim kendimi bian) blogunuzun kontrol panelinde, şablon sekmesindeki "HTML Düzenle" bölümüne, uygun bir yere yapıştırın. Eğer yan menüde görünmesini istiyorsanız yan menüdeki kodların arasına, yazıların altında görünmesini istiyorsanız (temanız destekliyorsa) o kodun bulunduğu yere yapıştırın.(Bu kısım birazcık HTML bilgisi ister) Kopyaladıktan sonra "Şablon Değişikliklerini Kaydet" diyin.

6) Blogu Görüntüle dediğinizde İzleyiciler eklentiniz "koyduğunuz yerde" gözükecektir (:

Böyle işte, gördüğünüz gibi çok kolay (: isterseniz, 2. adımda "Members Gadget" a değil de "Social Gadget" a tıklayarak Harun'un blogunda gördüğünüz Social Bar'ı sitenize ekleyebilirsiniz.

Etiketler: , ,

Sagopa Kajmer - Ateşten Gömlek (Video Klip)

Yazar: Pesimist Rapci Tarih: 29 Mayıs 2009 Cuma - 16:38
Ateşten Gömlek - Sagopa Kajmer

Sagopa Kajmer 2008'in sonunda çıkardığı 5. EP albümü "Pessimist Ep 5"in en güzel şarkılarından "Ateşten Gömlek"in video klibini biz hayranlarına -sonunda- sundu. Beyaz Show'da video klibi çekeceğini duyurmuştu ki son video kliplerine bakarak güzel şeyler bekliyordum. Fakat beklediğimi bulamadım, Sago'nun eski video kliplerini özler gibiyim. Gösterilen resimler ve seçilen tema oldukca harikayken Sago'nun hareketleri fazlaca rahatsız edici duruyor. Konser performansını kliplere yansıtamaması üzücü tabi. Eski kliplerine kıyasla fazlaca sönük kalmış, playback başarısız olmuş. Oysa bir "Vasiyet" klibi, bir "Baytar", "Karikatür Komedya", ve özellikle "Monotonluk Maratonu" kendini onlarca defa izletebiliyordu. Hoş, şarkı o kadar güzel ki, klibi takmayıp Winamp'a dönmek işinize gelecektir. Yinede iyi seyirler ^^

(21 Haziran'da Sagopa Kajmer ve Kolera, SeaFest '09 da sahne alacak. Bu da reklamımsı bişiy olsun :))

Etiketler: , ,

Sınavlar vs. P.R... FIGHT!

Yazar: Pesimist Rapci Tarih: 26 Mayıs 2009 Salı - 15:54
Hani çalar saati kuruyorsun da, "5 saat sonra çalacaktır" yazıyor ya, o an çok üzüldüğümü farkettim. Zaten saat gecenin 1i olmuş, sabah 6'da kalmak zorundayım, bir de bunu yüzüme vurarmışşcasına "5 saatcik uyuyosun lan, ehi ehi" diyen bu yazıyı görüyorum. Çalar saatlerle noktalanan uykudan hayır gelmez. (aslında yine uykum geldi, tatil gelse, bir günümü sadece uyumaya ayırıcam) O değil de, sınav haftası başladı ya, insanın bol bol uyuyası geliyor. Ders çalışamıyorum, bilgisayar da açmıyorum ki vicdanım rahat etsin (şuan bu satırlarımı nasıl yazdığımı sormayın) bari uyuyalım diyorsun. O değil, uyurken stres falan da kalmıyor ya, oh, uyuyarak geçse şu 1 hafta.. Neyse, ben çalışmaya başlıyım en iyisi, 1 hafta sonra görüşmek üzere, kalın sağlıcakla (televizyon programı gibi bitir)

Etiketler:

Sen

Yazar: Pesimist Rapci Tarih: 20 Mayıs 2009 Çarşamba - 12:59

Bir rüya kurgulamışım tüm gerçeğimle.. Yanlışlarla dolu benliğimde bir sen aramışım hep.. Hayallerime konmuşsun, seninle dolmuş hayaller..

Gerçek olmaz sanmışım, hayal ya, düşte kalır yine.. Unuturum gider demişim her güzel duygum gibi.. Korkmuşum, olmamış..

Başka sevgilerin arkasına saklamışım sevgimi.. korkmuşum biraz da..

Ve bir sabah, gerçekle karışıvermiş hayal, aniden.. Uyanmışım, ve rüyanı yaşamaya başlamışım..

Meğer sadece benim rüyam değilmiş bu, tek kişinin gördüğü..

Onca "-mış"lı cümle, rüya gibi..

Seni seviyorum, rüya gibi, fakat hiç olmadığı kadar gerçek..

(:

Etiketler:

Dertleşme

Yazar: Pesimist Rapci Tarih: 17 Mayıs 2009 Pazar - 11:10
Kafanın karışık olduğu bi an vurmasın melankoli..

Dün geceydi işte, uyuyakalmalarımdan arta kalan bir sabahlama.. Mutluydum, ama karışıktım da çok, neyin ne olduğu kestiremiyor beynim net olarak, yaşıma veriyorum. Gözlerim kıpkırmızı kesilmiş, karanlığın içinde irileşmiş göz bebeklerim; oysa ağlamak acizliktir gözümde.

"Yeter ulan, toparlan hadi" diyorum kendime, TV karşısında mayışmış, izlediğini anlamayan, kendi içine dalmış gözlerimi ovuşturuyorum. (sayılarım sözlerimse, rakamlarım gözlerimdir çünkü..) Biraz kendime gelmişim, bi anlık boşluk oluşuyor kafamda, o an kahve yapasım geliyor. "Yemişim derdini be" diye kendime kıza kıza yürüyorum mutfağa, iyicene dükkan önü amcalarına döndüm sanırım. Bi de sigara yakıp "n'olcak bu fener'in hali be yauv" dersem tam olcak, ama ne sigara içerim ne de fenerliyim. Neyse işte (:

Bardağı avuç içlerime almışım, ellerim uyuşana kadar bastırıyorum. Birşey beklermişcesine bakıyorum bardağa, ısıtıyor sadece. Başta tatlı bir sıcaklık hissediriyorum. İleri gidersem yakıyor elimi. Soğmasından korktuğum için daha sıkı tutuyorum, daha çok yanıyor elim.. Heh.. Bir yudum alıyorum.

Korkularımdan korkmanın bilinçaltına iniyorum*. Anladım çünkü dün, hayata karşı çok korkağım, acımasızım belki. Önüme sunulan tekliflerin ve fırsatların kötü sonuçlar doğurabilirliğinden korkmuşum, elimin tersiyle itmişim hep. Parmakla sayılacak kadar az olsa da deneyimlerim, düşüncelerimden destek alarak pekişmişler kendi içinde. Çoğu korku salmış içime, Pesimist'i yaratmışım ruhumda. Ah şu ben, alıyorum bi yudum daha..

Kahvemin dudaklarımda bıraktığı sıcaklık uçmaya başlamışken aşkı anımsıyorum. Hoş, ondan da korkmuşum. Kısıtlı deneyimlerimin üzerine giydirdiğim onlarca düşünce, öcüye çevirmiş onu (da). En sıcak sevgiymiş o, öyle demişler, yalanlamışım. Şimdi deseler yine yalanlarım. Ama ne biliyim, bu kadar acımasız olmamam lazım. Yalnızlığıma aşıkmışım. Heh, içelim canım.

Farkettim, değersiz(leş)mişim değerlerimde. Mükemmeli aramışım, hiçbirşey mükemmel değilmiş. Dedik ya "herkes birbirinin 'canım'ı olmuş, ama kimse birisi için canını feda etmezmiş" diye, dedik ya "yok öylesi, kendisiymiş gibi değer verip bir bütün olacak iki insan kalmamış, iki dost yok" diye... Sorun günümüz insanlığının getirisinde mi (daha doğrusu, götürüsünde mi), yoksa benim sorunsallığımda mı; karar veremiyorum. Bir insana ne kadar bağlanırsam bağlanıyım, bu bağın türü ne olursa olsun, bi yerde patlak verdi her seferinde, üzüldüm. Tekrarlanmasından korkuyorum, korkuyorum, yalnızlığı arıyorum, salakça. Fakat ölümümle gelecek yalnızlığım. Off, titriyorum melek, ısıt dudaklarımı, ver bi yudum daha.

Korkularım ve şüphelerim, karanlık dehlizlere götürüyor zihnimi, belirsiz. Öyle ki, yaşamaktan korkar olmuşum. O an kendimden de korkuyorum. İrileşmiş göz bebeklerim önce ince bi yaş tabakasının, sonra da göz kapaklarımın arkasına saklanıyor, sıkıca. Son yudumumu da içip kalkıyorum masadan.

Bardak artık soğuk...

Etiketler: , ,

Neyim Ben